Deniz, Tren ve Söğüt

Hem deniz gören hem de istasyonu olan bir kasabada yaşamak istiyorum. Deniz feneri ve küçük bir balıkçı barınağı da olsun, faşlarında balık pulları, kıçında ıslak ağlar yığılı kayıklar olan.

Zeytin ağaçları olsun ve bir salkım söğüt, gölgesinde demlenecek, hayallere dalacak. Pervaneler olsun, her rüzgar estiğinde uğuldayan. Denizin dalgaları, rüzgarın uğultusu, demir yolunun tıngırtısı, trenin düdüğü birbirine karışsın kimi zaman. Güneş doğsun, güneş batsın. Ay gülsün biz de gülelim. Her esintide hoş bir anı gelsin aklıma. Tenimi yalayıp geçen rüzgar senden bana, benden sana taşısın ne varsa yaşamaya dair, bir merhabaya, umuda, aydınlığa, güzelliğe dair. Çünkü güzellik bir gülüşte, güzellik apaydınlık bir merhabada, güzellik mutluluğu bilmekte, güzellik yaşamakta.

Ben şimdi bu dört duvarda, aslında o burnumda tüten kasabadayım. O salkım söğüdün altında, hamağımda kıvrılmış deniz kokusunu burnuma çekerken, hem rüzgarı hem rüzgardan hışırdayan yaprakları, hem dalgaların sesini duyuyor, fenerin ışığını görüyorum. Bir sarsıntı, son tren kalktı. Zihnim kah duruyor kah yeni bir film sarıyor. Ben şimdi oradayım, iğde kokuları, gül goncaları, sonsuz mavilikler, buram buram yeşillikler arasında, dünyanın orta yerinde bir yerdeyim.

31.07.2010

01:34

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s