Kafam Karışık, İşler Sıkışık

Gündüzleri daha fazla uyaran olduğu için mi acaba kafamı toparlamakta zorlanıyorum? Zaten bir konsantrasyon sorunu yaşıyorum ara ara. Bir de dikkat dağıtan şeyler oldu mu o zaman daha çok parçaya bölünüveriyorum işte. Mesela hem bir sürü şey yapmak istiyorum hem de hiç bir şey yapmak istemiyorum. Birileri benim için işlerimi programlasın, beni kaldırıp bir yerden bir yere götürsün, yemeğimi önüme getirsin vs. Bazen de tam tersi, daha enerjik olabiliyorum, yani o tembellik hali üzerimde olmuyor her zaman. Hatta bunları böyle anlattığıma bakmayın, çoğu fantazi boyutunda kalıyor, yine kalkıp mecburen yapıyorum ne yapacaksam.

Ama bir akşam oluyor, hava kararıyor, sesler azalıyor falan, benim kafadaki ampuller yanmaya başlıyor, ilhamiler dürtüyor. Ha tabi iş bundan sonra kafada uçuşanları bir düzene sokmaya kalıyor ki işin zorlu kısımlarından biri de bu. Yazımı mı yazayım, hangisini yazayım, yarınki işleri mi planlayayım. Bir kere en baştan bazı şeyleri öncelik sırasına koymak gerek. Yoksa yine tozutuyorum. Bazen yazı yazmak bile öyle yorucu görünebiliyor ki gözüme. Sanki tonla taş taşıyacakmışım gibi sırtımda, kafamın içinde öyle bir ağırlık hissediyorum. Bir türlü elim varmıyor kağıda kaleme. Hani bir başlasam gerisi gelecek ama başlayamıyorum işte. “Roman yazmaya başlamak sancılı bir süreç, adeta çocuk doğurmak gibi, zaten yazılarım da benim çocuğum gibi” demeyeceğm elbette. Hem zaten roman yazdığım da yok. Benimkisi yazıktırmak bir nevi, hani ev döşemek gibi; şunu şuraya koy, hah şu köşeye de bir çiçek, halıyı da serelim, işte şimdi oldu şeklinde, düşünceleri düzenleme, tasnifleme çalışması. Bir içsel, fikirsel dekorasyon.

İşte eğer yazmazsam o düzenleme hiç yerleştirildiği gibi kalmıyor. Arkamı döndüğüm anda yeniden dağılıyor. Yazmak bir kereliğine de olsa kalıcı bir şekil sağlıyor fikirlere, sonrası için de referans oluyor.

Şimdi yine yazdığım için konu yazmaya geldi. Aslında başta bahsettiğim o kafa dağınıklığı her türlü faaliyette kendini gösteriyor. Bunun da zorlu ve “sancılı” olduğundan bahsetmiştim ama diğerlerinin yanında basit kalıyor. Çünkü kalem kağıt veya klavye haricinde, daha ağır nesnlerin dünyasına girdiğimde ve onlarla yapılacak şeyleri tasarlamaya başladığımda kısa devre yapabiliyorum. Tabi bu kısa devre hiç hissettirmeden, usul usul sızıveriyor. Sonra ben kendimi yine akşamın bir vakti, işlerin çoğu yarım kalmış vaziyette, e hadi bari biyolojik saatim de şaşmasın yatayım artık, derken buluyorum. Yani, en verimli olabileceğim saatlerde horul horul uyuyorum.

Hayat böyle acayip işte.

Özgün içerik: 1863BCAFE1CD46E7B6CCD8736A1910F4CC1B4031

Reklamlar

3 comments on “Kafam Karışık, İşler Sıkışık

  1. ümit dedi ki:

    her ne kadar kendiyle kalmaktan çekinse de insan, korksa da bu yüzden ve o yüzden yalnız duramasa da; en aydınlatıcı anlar hep öyle zamanlarda oluşur. ayrıca yazıktırmak harika bir kelime olmuş :)

    • peacefulmarvin dedi ki:

      aslında doya doya kendi kendimize de kalamıyoruz, sorun bu. yanızlık kavramıyla sürekli didişme halindeyim zaten, ki sorun esas fiziksel olarak yalnız kalabilmek. bu da bir ihtiyaç.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s