Rehavet-i Mızmıziye

Tam şu kasım bitmeden bir yazı daha kondurayım derken bir de baktım aylardan aralık. Henüz takvim ayın 1’ini gösteriyorken dedim ki, farzedelim kasım ayı bu sene 30 değil de 31 çekiyor olsun.

Şaka maka bir sonbaharı daha devirdik. Yo durun “hazan mevsimi” diyecektim; daha önce de söylemiştim, daha romantik geliyor kulağa. Evet bir hazan mevsimi daha geldi geçti ne olduğunu anlamadan. Ya da anlamışızdır bir şeyler, bilemiyorum. Yalnızca çarçabuk geçip giden her şey gibi bu da sanki boş geçmiş gibi geliyor ilk bakışta. Ama öyle değil elbette. Fiziksel olarak daha durgun geçmiş olsa da zihinsel anlamda ve bazı yeni kararlar alma konusunda daha aktif olduğumu görebiliyorum bu dönemde. Bu kararlardan bir tanesi de fiziksel durgunluğuma bir son vermem gerektiğiyle ilgili. Zihinsel kovalamacalarım ve düşünsel sorgulamacalarımın beni nasıl bir fiziksel rehavete doğru sürüklediğini de farkettim. Sonsuz bir döngüye girmiş bulundum; mevsimsel geçişlerdir dedim, odur dedim, budur dedim ve sonunda bir şeyi yapmadan önce çok fazla düşündüğümü, ince eleyip sık dokuduğumu hatta boş duvarlara anlamsızca baktığımı da farkettim.

Bana bunu kim öğretmişti? Kim demişti bana “düşün taşın, iyi karar ver” diye? Ya da zamanında şu “rol model” dedikleri mevzuda kimi kestirmiştim gözüme? Ben niye bu kadar rahatıma düşkün, miskin, yorgan aşığı, “burnumdaki kıl bende dursun, sen kendi işine bak”çı birine dönüştüm? Aslında her zaman kendimi böyle hissediyor değilim. Ara ara böyle bir rüzgar vurup geçiyor işte. Özellikle son günlerde defterimde aldığım notlar küçük bir dağ oluşturmuş ve ben bunları iki satırdan beş satıra çıkartacak sözcükleri karalamaya bile üşenirken, okunacaklar yığınına ara sıra gözüm iliştikçe karnımda inceden bir kramp hissederken, yeni yeni yaratmaya çalıştığım iş alanıyla ilgili bekleyen ve biriken çalışmalarım olmadık yerlerden kafalarını uzatıp bana nanik yaparken bu sözünü ettiğim rehaveti daha çok yerleşmiş buluyorum omuzlarımda.

Şimdi diyorum ki aralık ayıyla beraber, soğukların da zuhur etmesiye belki biraz silkinir kendime gelirim. Yine konuyu mevsime bağladığım gözünüzden kaçmamıştır herhalde. Yapacak bir şey yok. Kış modumda görüşmek üzere. Kasımın 30’undan selamlar. Hayırlı kışlar olsun efendim.

Bu arada, belki bu biraz kendimize getirir…

Reklamlar

2 comments on “Rehavet-i Mızmıziye

  1. ümit dedi ki:

    Güz güz diye nice nicesine sarıldım, benim sadık yarim kıştır.

  2. peacefulmarvin dedi ki:

    :) hoş gelsin, sefalar getirsin o zaman..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s