Anlar, Karşılaşmalar, Çağrışımlar #4

Eğer “köprüde balık tutanlar” temasına yeni bir boyut, yeni bir soluk getireceksen çek, bol bol çek. Yenilik menilik yok diyorsan, arkasında Boğaz’ı fon yapmış hatıra fotografı çektiren adamdan yok bir farkın. O kovanın içinde oynaşan balıklara da bakma öyle, bir şey çıkmaz oradan sana.

Kuledibi’ne açılan dar sokakların birinden kuleye şöyle bir bakmak gibisi yok. Tam orada idrak ediyor insan, bir şehrin siluetini oluşturan başlıca “şey”lerden birine bu kadar yakın olmak yani ona temas etmeye bu kadar yakın olmak o şehrin kendisine dokunmak gibi. İstanbul’u kucakladım bugün. Ezip geçtiğimiz, yakıp yıktığımız, tecavüz ettiğimiz bu şehir, “ben, İstanbul buradayım, tam burada duruyorum” dedi bana. Ve “İnatçı” ne kadar da İstanbul kokuyor, bunu farkettim bir de bugün:

“Gel, billur sularda yenilensin

İncitilmiş gülüşlerin.”

Kulenin taşlarına bakıyorum; birbirine sıkıca kenetlenmiş, sarmalanmış, tutunmuş taşlarına. Biri birinin eşi değil, irili ufaklı, alaca bulaca. Biz de böyle olabilirdik. Biz diyorum, insanlar. Aslında öyleyiz. Bilmiyoruz sadece. Farkedemiyoruz. Onların o kolkola verişidir ki bu kuleyi ayakta tutan, ona hayat veren, bir şehri hala yaşatan. Harcımızda birlik var oysa ki. Biz niye duramıyoruz ayakta?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s