“Denizler Vardır, Işıltılı ve Berrak”

Kim bilir kaçıncıdır, şu son vapurla adaya dönüşüm. Eğer bu vapurla dönüyorsam gecenin bir vakti eve, kendi kişisel tarihimde, hiç bir sefer olmamıştır ki kanımda alkol gezinmesin. Öyle günler olurdu ki, neyse… Artık gitgide azalsa da geleneği bozmuyorum.

Vapurun arkasında uzaklaşan manzara hiç değişmez, o bildik İstanbul silueti ve dalgakıranlar, koca Haydarpaşa. Harem limanından salınan ışıkların, dalgalar üzerinde bir şıkırdayışları var ki dünyalara bedel.

Sait Faik aklıma düşer böyle anlarda. Aynı manzaraya dalıp, tıngır tıngır adaya yollandığı nice akşamlar.. Ben öyle hikayeler yazamam, ancak okurum. Okurum, okurum, okurum. Bir unutur bir daha okurum. Bir martı olurum belki bir Sait Faik öyküsündeki, İstanbul’un bir martısı.

Ben de severim İstanbul’u elbet. Öyle abayı yakmadım ama severim. Gitmek de isterim. İstanbul’u sevmediğimden değil, arada bir özlemek de gerek, ondan.

Özlemek istiyorum İstanbul’u. Başka gözle bakmak istiyorum. Bir zaman özlem çekip sonra da kavuşmak.

Adaya gidiyorum. Ada dediğim denizin, Marmara’nın memeleri. İşte o adayı da özlemek ister gönlüm. Özler miyim bilmem, hiç bilemedim ki.

Adayı da sevmez değilim. Ama bilin bakın neyini severim. Bu adanın adalığını severim, denizin ortasında duruşunu severim, İstanbul’a bakışını severim. Adanın toprağını, ada oluşunu severim. Adayı ilçe yapan, mahalle yapan insanından değil, kendinden dolayı severim. Tıpkı yeryüzünü sınırsız, duvarsız, tel örgüsüz sevdiğim gibi; sokaksız, evsiz, bir başına adayı severim.

Bu satırları dün akşam karalamışım defterime. Kim bilir daha ne kadar orada dururlardı. Ama deminden beri, ne kadar oldu kestiremiyorum, Ezginin Günlüğü dinleyip ters yüz olmakla meşguldüm. Seni Düşünmek ve Sabah Türküsü albümleri peşisıra çalmakta. Özellikle bu albümlerde A. Kadir‘in şiirlerini şarkılamışlar. Şöyle bir bakayım dedim ve şu şiire rastladım:

İstanbul

Orda, adamı düşündüren
denizler vardır
– ışıltılı ve berrak-,
şurda gemiler durmuş,
kimbilir,
zincirleri ne ağırdır.
Sarayburnu,
Kızkulesi,
Haydarpaşa…
Bak işte Köprü,
Böyle ayak altında bütün gün.
İşte yollar gıcır gıcır,
İşte Sultanahmet Meydanı şu gördüğün
Nihayet, ilerde deniz,
Mis gibi balık kokar.
Daha sonra Adalar
Ve hep çam ağaçları.
Oranın mehtabı tatlı olurmuş,
Öyle derler,
Rüyadaymış gibi yaşar insan.
Galiba böyle görülür İstanbul
Bir kartpostal önünde durup
İştahla bakarsan.

Nasıl da tercüman olmuş hislerime dememe gerek yok herhalde. İşte benim gönlümdeki İstanbul… İstanbul şiirleri ve bir kartpostal yeterdi belki. Yetmez miydi? Hiç bilemedim ki…

 

Özgün içerik: 93C2E6C2E83297221F2E8DBA174F94DECC3D175A

 

Reklamlar

6 comments on ““Denizler Vardır, Işıltılı ve Berrak”

  1. Shiprim dedi ki:

    Çok güzel..

  2. fulyayerlikaya dedi ki:

    Sait Faik’ i bende çok severim. Ayrıca pek de öyle yazamayan bir insanın sesi yok bu yazıda. Gayet güzel, gayet sıradanlıktan kopmuş, kendine has bir anlatım dilin var. Görseli yüksek, duygusu derin. Seni okumayı, sesini duymayı, aklına tanıklık etmeyi seviyorum. Yazmaya devam , bakmaya devam, özlem de bir gün seni bulur elbet ;)

    • peacefulmarvin dedi ki:

      Teşekkür ederim.
      Umarım bulur.. :) Ama henüz özlemeye fırsat bulamadıklarımı özlemeye hazırım da hali hazırda özlediklerime de bir zahmet kavuşayım artık.

  3. Onur dedi ki:

    Çok, çok güzel. Okurken (hele bir de arkada Ezginin Günlüğü çalarken) çok değişik hislere kapıldım. Mükemmel yazmışsın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s