Pamuk Şeker

İnsan hayatında bazı anlar vardır ki, o anlar hem çok net hatırlanan an(ı)lardır ama aynı zamanda da pek öyle anlatılacak kadar önemli bulunmazlar. Aslında önemsiz olduklarından değil de, daha çok, başkalarının bunları önemsiz, sıradan bulacaklarına olan inancımızdan kaynaklanır bu anıları paylaşmak konusundaki isteksizliğimiz.

O anların neden o kadar net ve ayrıntılarıyla hatırlandığıysa, tamamen kişiye özel bir durumdur. Muhtemelen burada, beş duyumuzun zihnimize kazıdığı, o ana ait duyguların da payı vardır. Bu duyularla olan istemsiz ilişkimiz hakkında daha önceleri çok yazılıp çizildi. Özellikle kokunun ne kadar güçlü bir hatırlatıcı olduğu konusunda, bir çok kişi hemfikirdir sanıyorum. Biz daha ne olduğunu anlayamadan, bir duyu nesnesiyle o an yaşanan olay arasında kuvvetli bir bağ kurulmuştur bile. Yaşanan duygu ne kadar güçlü ya da yoğunsa, daha sonra aynı uyaran nesneyle karşılaştığımızda, o anın aklımızda belirmesi o kadar çabuk olacaktır.

Aslında bahsetmek istediğim duyular değil, şu söz konusu anılar. Şimdi hangi duyuyla bağdaştıracağımı bilemiyorum çoğunu tabii, neden onca bir ömürden, özellikle bazı anların o kadar net hatırlandığını da. Bu bağlamda, kendi hayatıma baktığımdaysa, daha çok çocukluğuma ait hatıralar geliyor aklıma.

– – –

Bir keresinde, ailecek hayvanat bahçesine gitmiştik. Dört ya da beş yaşlarındayım. En çok babam elimden tutmuş, kafesleri gezdiriyordu. Ya bahar ya yaz, hava açık, Gülhane Parkı kalabalık. İlk defa deve görüyorum, ne pis koktuklarını hatırlıyorum (Bakın yine koku). İki tanesi bu kadar kokuyorsa bir deve sürüsü nasıl kokar kim bilir diye düşünüyorum. Zürafa ya da fil gördüm mü hatırlamıyorum, ama nedense gözümü kapatıp hayal ettiğimde, onları da orada görüyorum. Annemi tek hatırladığım an, pamuk şekerciyi görüp de, bana pamuk şeker almasını istediğim an. Almıyor tabii, “dışarıda satılan şeyler zararlıdır kızım, pis bunlar”, diyor. Annemin o tembihi o kadar ikna edici ki, o andan sonra en az on beş sene sonra yiyorum ilk pamuk şekerimi, o da sapsız.

Düşüp dizlerimi yaraladığım anar geliyor bir de aklıma. Hepsini hatırlamam mümkün değil tabii ama bazılarını yine net hatırlıyorum. Ya çok canım yanmıştır, ya çok korkmuşumdur, bunun gibi şeyler işte. Ama o anlardan aklımda kalan en net şey aslında, annemin üzüldü mü yoksa kızgın mı anlaşılmayan yüz ifadesiyle, tentürdiyotlu koca pamuğu dizime bastığı anlardı. İçimin nasıl katıldığını net hatırlıyorum ama.

Eski evimizde, kafamı divanın duvarla birleştiği köşede, yastıkların arasına gömüp, karanlıkta kibrit çakıp yere attığım anı da çok net hatırlıyorum. Yakalanmamıştım ama yaptığımın tehlikeli olduğunu biliyor olmalıydım ki, şimdi düşününce o an duyduğum heyecanı bile hatırlıyorum. Yakalanma korkusu da vardı herhalde. Yangın çıkarsaydım ne yapardım bilemiyorum tabii.

– – –

Böyle daha çok şey var elbette. Burada anlatmaya kalksam sayfalar yetmez. Ama hala merak ediyorum, o anları bu kadar kalıcı yapan asıl şey ne diye. Her birini duyularla eşleştirmeye çalışmak, işin kolay yolu gibi geliyor.

Yine de ilginç olan, yukarıda da dediğim gibi, bunların daha çok çocukluğa dair anılar olması. Belki de ne kadar çok hatırlanırlarsa, o kadar kalıcı oluyorlar. “Zaman”la ilgili yani.

Belki de bize bir şeyler anlatmak istiyorlardır, kim bilir…

.

Reklamlar

2 comments on “Pamuk Şeker

  1. Shiprim dedi ki:

    Bu minimal anılar o kadar çok ki bende de, herkeste sanırım hatta. Öyle de güzel anlatmışsın ki.. Biliyorum, birçoğu değil 3-5 saniyelik anlardan, fotoğraf karelerinden oluşuyor. Tek bir görüntü, ama o kadar çok şey anlatıyor..

    Bunların çoğu da aniden akla geliveriyor, dediğin hatırlatıcılar sayesinde. Belki de hemen o an not almalı. Nasıl olsa o tek kelime bile her şeyi anımsatır bize yeniden..

    Ve hep çocukluğa ait, evet. Niçin böyle şeyleri hatırladığımızı ben de çok düşündüm, sonuçta ise şunu buldum. Ya çok mutlu, ya çok mutsuz, ya çok utanç dolu, ya çok vs. anlar hep, “çok” olması önemli. Eternal Sunshine of the Spotless Mind’daki utanç sahnesi gibi, hiç unutulmayanlar bile var.. Beyin acayip garip bir şey.

    • peacefulmarvin dedi ki:

      Evet, sen de çok güzel açıklamışsın, çoğu karelerden oluşuyor ve dediğimiz gibi, o anı hatırlatan asıl şey de duygunun yoğunluğu olmalı.
      Önerin de hoşuma gitti bak, hatta not almaktan öte, tabi becerebilsem, resimlemek isterdim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s