Evren’in On Sekiz Günü: 4. Gün

13 Temmuz 2011

İyi bir uyku çekmiş, sabaha kocaman bir “Merhaba”yla başlamıştı. Bu, yatağın onu geri çağırmadığı anlamına gelmiyordu elbette. Ama zorunluluklar, sorumluluklar; uzun, yorucu, sıcak günler bekliyordu.

Hafif bir kahvaltının ardından, bahçede küçük bir gezinti yaptı. Bahçenin orasında burasında, artık kullanılmayan yapılar vardı. Burası bir köydü demiştik, bu kullanılmayan yapılar da eski ahırlardı. Üzerlerindeki kiremitlerin ağırlığına karşı son bir gayret omuz veren eskimiş tahtaların arasından yer yer ışık sızıyordu. Her yer temizlenmiş, bir zamanlar burada günlerini doldurmuş sakinlerinden neredeyse hiç bir iz kalmamıştı. Duvar diplerindeki yemlikler ve binanın tabanını boydan boya gezen arklara göz gezdirdi. Bir iki derin iç çekişten sonra kendini eşiğin dışına attı. Bir ahır insana hüzünlü gelir miydi? Ona geldi.

Zaten her şeyde hüzünlü bir yan bulmak için aranıp dururdu. Artık bu sıradan bir hal almıştı onun için. Yine de bu onu gülümsemekten alıkoyamıyordu. Hüzün, ona insan olduğunu hatırlatıyordu. Tattığı en insani duygulardan biriydi. Gülümsemesi ve o buruklukla birlikte gelen saf mutluluk haliyle, tamamlandığını hissediyordu.

Sıcak sabahın, serinmiş gibi yapan bir gölgesinde, kendini çalışacağı yere götürecek aracı beklemeye koyuldu. Şosede ilerleyen arabalar suratına taş fırlatmasın diye yalnızca dua edebiliyordu. En sonunda sağasalim yola koyulmayı başarmıştı. Bunda ettiği duaların mı, şansının mı yoksa hiç kafasının basmadığı doğa kanunlarının mı etkili olduğunu asla bilemeyecekti.

Neyse ki çalışacağı yerde, kendini kısmen izole edebileceği ve yine minimum düzeyde ilişki kurabileceği bir yer ayırmışlardı ona. Bundan gayet memnundu. Yalnız canını sıkan tek şey, üzerine zimmetlenmiş odaydı, içindekilerle beraber. Bu da ona, işini bir an önce bitirip teslim etmesi için yeterli motivasyonu sağlamaya yetiyordu. Başını derde sokmaya hiç mi hiç niyeti yoktu.

Akşamı yine çay faslı sonrası dizi keyfi yaparak bitirdi. Uzun zamandır yapmayı planlayıp da hep aksattığı yogasına da ufak ufak başladı. Nicedir son derece durgun olmasına rağmen, vücudunun bunun tam tersi, son derece esnekleştiğini farkedip sevindi. Tüm bunlardan sonra artık güzel bir uyku çekmeyi hakediyordu. Kendi kendine iyi geceler diyerek, her zamanki gibi hayaller kurarak uyumaya çalıştı. Sonra, uyumuş.

- - -

Önceki yazılar:

1. Gün. /2. Gün. / 3. Gün

Özgün içerik: 33009F20E56E8A50600F17779D59BCFDBA8E61AA

Reklamlar

2 comments on “Evren’in On Sekiz Günü: 4. Gün

  1. Shiprim dedi ki:

    “Odadaki diğer eşyalar gibi zimmetliydi o da, odada. Ama neye olduğunu bilemedi bir türlü.”

    • peacefulmarvin dedi ki:

      Bu, söz konusu paragrafa eklenebilecek bir cümle tabi. Ama aynı zamanda, hatta daha çok, şimdiki ikametimle ilgili bir şeyler yazacak olursam daha bir uyar gibi sanki.

      Ya da, geçelim bunları hadi.. Zamana zimmetliyiz aslında. Akıp giderken ona uyuyoruz mecbur. Nerede olursak olalım, ister dört duvarda ister onun dışında olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s