Ah Canım Yeni Yıl, Sen Ne Şeker Şeysin Öyle

Madem yıl olmuş bu yıl, yani yeni bir yıl, öyleyse iki çift laf edelim değil mi? Selamsız sabahsız geçmek olmaz şimdi. Alınır malınır, mazallah.

Hani biz kutluyoruz ya yeni yılı, böyle ışıklar, allı güllü, rengârenk süsler, ıvır zıvırlarla etrafı şenlendiriyoruz; bana biraz gelecek olan yıla yağ çekiyormuşuz gibi geliyor. Arada temennilerimizi, gelecek yıldan beklentilerimizi vs. dile getiriyoruz. Bunu da sanki gözüne sokarcasına, patır patır havai fişeklerle falan elaleme duyuruyoruz. Hani kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla misali. Gelin de burada, tabii ki yeni yıl oluyor, ışıl ışıl parıltılı harflerle her bir yere adını işlediğimiz yeni yıl.

Halbuki zaman geçiyor, insan biraz üzülür değil mi? Hem de insan bazen yeni yılın hangi ara eskiyip bir yenisinin geldiğini bile idrak edemiyor, öylesine çabuk geçiyor. Ama yok, zaman geçse de umutlar tükenmiyor. Geçen yılların hüsranını orada bırakıp, küllerimizden doğacağız diyoruz. Hemen yeni geline sarılıyoruz. Biraz riyakarca değil mi? Değil mi? Öyle ama be! Bence öyle. En azından kutlama kısmı öyle, ben anlamam.

Başka bir sürü şeyi kutluyoruz, tamam. Doğum günü, yıl dönümü vs. Ama onlar farklı. Mesela birinin doğum gününü kutlarken ne diyoruz, “iyi ki doğdun” diyoruz. Orada sevdiğimiz birinin dünyaya gelişine dair sevincimizi ifade ediyoruz. Yıl dönümleri de öyle, yine her neyin yıl dönümüyse, onun gerçekleşmiş olmasından doğan memnuniyetimiz söz konusu.

Ama yılbaşı öyle mi ya? Bir kere gidene bir saygı göster. “Ben ne yaptım senin için de, sen de bana ne verdin” de. Hemen ona sırtımızı dönüyor, yenisine başlıyoruz yağ çekmeye. Ve bir yılın ardından, aynı akıbet onun başına da geliyor. Bu hep böyle devam ediyor.

Ama size bir şey söyleyeyim mi, hevesinizi kaçırmak gibi olmasın ama, bu 2012’nin var ya, zerre kadar umrunda değiliz. Bizim bu ortalığı velveleye verişimiz falan, onun bir kulağından girip öbüründen çıkıyor. “Eh, bir dahakine kısmet” demeyin, çünkü onların da umrunda olmayacak.

Yarın pazartesi, yeni yılın ilk iş günü ya- kusura bakmayın, hatırlattım böyle pazar pazar ama, zaten saat geç, çoktan o sendrom ele geçirmiştir bir çoğunuzu- işte o da bir öncekiyle aynı olacak. Belki bir iki sefer, yıl hanesine 2011 yazacaksınız dalgınlıkla, telaşa kapılmayın, karalayın üstünü, 2’yi yazın onun üstüne. O kadar, bir şey yok yani, aynı.

Yalnız şunu eklememe izin verin. Bu öyle göründüğü gibi karamsar bir yazı değil. Tam aksine, aslında ben de büyük beklentiler ve üstüste yığılmış planlarla giriyorum bu yeni yıla. Ama biliyorum ki, hiçbir yeni yılda keramet yok. Esas mühim olan, her yeni yılı şereflendirmek ve kendimizden bir iz bırakabilmek için bizim ne ürettiğimiz, ona ne verdiğimiz. Bırakalım yeni yıllar bizi kutlasın.

– – –

Bu arada ne çok yeni yıl dedim, hadi hayırlısı.

.

Reklamlar

6 comments on “Ah Canım Yeni Yıl, Sen Ne Şeker Şeysin Öyle

  1. Shiprim dedi ki:

    Tam “bence sen karamsar yazı yazma, olmuyor, için öyle değil çünkü” diyecektim ki son paragrafı gördüm.

    O değil de, zaman konusunda çok yanlış gelmişiz biz, insan olarak, zira zaman dairesel bir hareket çekmez ki, aksine doğrusaldır ve artarak ilerler. Yani bir yılın bitip yenisinin başlaması diye bir şey sözkonusu değildir aslında. Ama tabi Dünya’nın Güneş etrafında bir dönüşü de yok değil, o başka.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s