Önce

Ve nihayet gizli yazılarımdan bir yenisi daha hayat buldu.  “Gizli yazılar” kategorisi altında daha öncekileri ve bir açıklamayı bulabilirsiniz. Yine de ufak bir not düşebilirim, bu yazının içinde başka bir metin gizli. Bu bir düzyazı olabilir, şiir olabilir kısacası herşey olabilir.

….

Önce zamanın avucunda

Sevinçler bir tutsak.

Yarını bekleyen

Ellerin hülyalara taşırdı.

Ne vardı zamanın kokusunu hatırlatan?

Yalnızlığımla yoğrulan yaşlarım

Ellerin benim, gözlerin dalgın.

Zamanla aramda sen varsın.

Senden sonra hayat yok.

Beliriverdi birden boşluk.

Kilitlendi kör kapılar.

Sen gibi bahara açılıverdi.

Peki biz yine

Ardına bakmadan giden insanlar kadar

Serin yürekli miydik?

Senden sonra hayat var mı?

Senin yüzün hüzün

Bunlar yine onun izleri mi yüreğinde?

Gidişinin ardından kalan

Bu puslu gözlerin nelere şahit?

Buğulu dudakların nelere gebe?

Peki sonra ne olacak?

Herşey gelip geçecek,

Keder çıkıp gidecek.

Yalnız umut geldi diyecekler.

Bizden sonra bir tek bu kaldı.

Korkusuzluk hep hüznün yerini aldı.

Bir hüzün nehri yürüdü denize doğru,

Dolanarak çevremizde, bizi de katıp önüsıra.

Sen meraklı, sen sakin

Çıkardın ateşleri

Kavrulan suların utancını gizlemek için

Yıkılan duvara son çiviyi çaktın.

Astın hüzünleri, utançları, pişmanlıkları.

Ben izledim yıkılışını duvarların.

Masanın altında gizlenmiş kaçaklar

Üstüne gelenden habersiz.

İşaretler kodum yine de.

Onlar bilmezler kuralları,

Ondan altüst zaten herşey.

Nereye gitsek aynı işte hayat.

Bunu hep böyle bildik.

Sonunda ne oldu bize?

Hangimiz kayboldu önce?

 

Özgün içerik: 5F6B72D7E925B887DF23A40BFE0AECF3DD215F7C

 

Reklamlar

Ölmemek, Delirmemek İçin…

Sana gelirken aslında geçmişime koşuyorum.

Buradan bakınca öylesine bir yolculuk görünüyor.

Önümde vapurun arkasından kabaran köpükler

İçinden kıpırdaşan yakamozların

Birbirlerine ölmemek için tutunmalarını izliyorum.

Delirmemek elde değil.

Ne için bu çaba soruyorum.

Yaşamak bu kadar zor mu?

Bütün kargaşa zihnimde mi gerçekte?

Adetlerden köklenmiş korku ormanı,

Uzak denizlerden kopup

Dilini yaşamak diline uydurmuş kalp.

Hayır demeyi öğrenmek zor değil.

Eveti öğrenmek hiç değil.

Yalnızca uyumun taşıdığı sıcak avuçlar biliyor yanıtını.

Dudaklarının ucundan dökülecek zamanın hatırası.

Kalbimde anısı.

Yarası değil.

Bugüne gelinceye kadar

Saçlarının izi bile değişmemiş.

Kokusu ellerimde, dizlerimde.

Aklımdakilerin hiçbiri anılarına sığacak gibi değil.

Göremediğin hangi yüz dünyada belirecek?

Bu kaybolmuş büyük boşluktan kürede

Biliyorduk fırtınanın geleceğini.

Bittiğinde nelerin koptuğu belirecekti zihninde

Onu böyle narin, korkak yapan günlerde.

Sanki kabartan yüreğini ben.

Halbu ki nice zamanlar onsuz beklemiştim.

Şimdi tahmin edemem nerede bıraktım o eli

Geri dönerken.

Arasında elimin izi duruyor mu hala?

İçinde kapanmış sokakların sisleri olmalı.

Ne diyordum kısılmış gözlerine bakıp?

Ta içine bakmalıyım anlamak için.

Sonra sesini izleyip

Bağırış çağırışı işitmeliyim.

Tüm bu zamanları beraber tüketiriz.

Akşamdan kalmış yemek gibi

Bayat günü yemeliyiz.

Ama her gülüşte ara vererek.

Kim bilir sıra kime gelir diye

Gülmeliyiz delice.

Yarın tekrar yapamam söylediklerimi.

Bugün eğer onsuz başlarsam

Sırrını açık edemem.

Zor silinmez mi hergün bana gösterdiğin yollar?

İçtiğin su dökülür dudaklarından geri

Bana söylediğin sözler gibi.

Ekmek kırıntıları mırıldanır söylemediklerini bana.

Ondan sonra içtiğim zehir

Zehir olur sözlerin bana.

Kim bilir bu tad nasıl da tatlı gelir bana.

Tıpkı akşam üstü uykun

Ya da anne kucağı gibi.

Bu senden önce gelen,

Bizim boş kalbimizin çirkin arzusudur.

Hani çirkin kızım diye severler ya.

Sensiz güzellikleri de

Gönlümde güzel edemem.

 

Özgün içerik: BC577F4887A56CCAD63810E832457FE408DCBE15


 

Hepsi Bu

Şifreli yazılarımdan bir tane daha:

Bunlar beynimi kemirip dururken, onun için düşündüğüm sürpriz, çıplak öğle yemeği gibiydi. Direkleri mi yoksa içindeki gücü müydü hapseden beni? Ufuktaki bulutlar arkalarında neyi saklıyordu? İçimde beliren korku ve tutkuyla güneşi bile görmez oldum ve sonsuz yolculuğuma başladım. Hepsi kaybolmaya başladı sonunda bu sonsuzluk içinde. Hepsi mi ikisi mi bilemedim. İki tekne tüm ufku kaplamıştı ve mürettebat tamamen yokolmuştu. Zihnim bu yanılsamaları kaldıramazdı. Bir kadın geziniyordu teknenin birinde ve tüm ufuk izliyordu onun güzelliğini. Bilmiyorlardı kadının cansız, güvertede yattığını. Tüm yoldaşı ile sonsuzdaydı şimdi.

Uyandığımda Yağmur Yağmıştı

Taaa yıllar önce merak sarıp da yazmaya başladığım, içinde başka bir metin gizli yazılarımdan bazılarını burada yazmaya karar verdim. Eğlenceli şeylerdi, tabi okuyanın da şifreyi çözüp gizli metni bulması daha da eğlenceli olsa gerek. Gizli yazı çeşitli edebiyat eserlerinden alıntılar aslında ve metin etiketleri de alıntıların nereden olduğuyla ilgili ipucu içeriyor. İşte başlıyor:

Güvertede oturmuş bütün o gereksiz düşünceleri denize savuruyordu kovalar yardımıyla. Gizlenmiş olan o korkunç hayaller hayat kadar gerçekti. Yaşamın bu uzun, serüven dolu yollarında zaman akıp gidiyordu. Az kalmıştı.

Bir gece tümünü düşümde gördüm. Göz çukurları çiy doluydu. Bu kabus ile daha fazla yaşayamazdım. Doluydular çiyden bir gölle ve kabus bitip de uykudan uyandığımda üzerime boşalıyordu yaşlı yağmur damlaları. Sonuna kadar yağmıştı. Ama henüz bitmemişti.

 

Özgün içerik: E55A518BA8C7FBDE94F92722097D78717C465F16