Canto di Solino

Müziğin insanın duygu durumunu nasıl değiştirebildiğini, hatta şekilden şekile sokup, yerden yere çarptığını da söylesem, herhalde bir itirazı olmaz kimsenin. Hatta bazıları vardır ki, tepkisiz kalmak imkansızdır neredeyse. İşte Canto di Solino da benim için bunlardan biri. Bende yarattığı etkiyse, hemen o anda etrafımdan soyutlanıp hayal alemlerine sürüklemesi. Bu şarkıyı her dinlediğimde yüzümde safça bir gülümsemeyle, gözlerimi kapatıp hayallere dalıyorum. Kısa bir an bile olsa, mutlu ediyor beni. Sözleri ne diyor bilmem ama iyi şeyler söylediğini varsayıyorum.

Bu şarkıyı tabii ki ilk kez Solino‘yla dinledim ve şarkıyla ilgili hissiyatım filmden de kaynaklanıyor olabilir. Bilemiyorum.



Bir düzeltme notu: Aslında hayallere sürüklemekten çok moral veriyor, tuhaf bir biçimde.

 

“Enjoy It!”

C – Hepsi bu kadar, Joel. Yakında bitmiş olacak.

J – Biliyorum.

C – Ne yapacağız?

J – Tadını çıkaracağız.

Bilmiyorum Sonumuz Ne Olacak

Tam da ABD’nin silah satışlarına hız verdiği şu günlerde, ki haberlerden duydunuz muhakkak, aklıma yakın zamanda izlediğim bir film geldi: Micmacs A Tire-Larigot.

Jean-Pierre Jeunet’den beklenecek ilginçlikte ve renklilikte bir film. Biraz trajikomik unsurlar aslında filmin ana konusunu oluştursalar da, alternatif sonuyla ve tabi ki oyunculuklar ve senaryosuyla büyük keyifle izletiyor kendini. Hatta bana Inglourious Basterds‘ı hatırlattı ki daha da keyflendim.

Evet, ne demiştik, silah ticareti. Film yasadışı silah ticaretini ve silah tüccarlarına sıradışı bir savaş açan bir grup “sıradışı” insanı ele almış.
Bu günlerde sözü geçen silah satışlarının, Amerikan tarihindeki en büyük silah anlaşması olacağı söylenmiş Ve tabi 75 bin kişiye de iş olanağı sağlayacağı. Eh, önce işsizlik yaratılıyor, adeta hortlatılıyor, sonra da aç biilaç insanlar “ne iş olsa” yapıyorlar.

Şimdi buradan bir yere daha atlayıverdi bakın aklım. Nijerya’da kaçak mağdenlerden yayılan kurşun yüzünden 8 ayda ölen 4000 çocuk. 4000! Günde 2 doların altında gelirle yaşayan halk da, madenlerden 20 küsur dolar alınca ses çıkarmıyormuş tabi.

Bunlar böyle uzar gider. Biz de ne yapalım işte, Micmacs’lar izler, biraz moral buluruz belki.

düzeltme: Evet, aslında yaptığımız tam da bu. Yayılıp oturduğumuz yere, film izlemek. Hatta bu verilen haberleri bile film gibi izlemek, tepkisizleşmek, hissizleşmek…

Her şeyi normal karşılar olduk. Duyduğumuzda ancak bir omuz silkiyoruz. Amaan canım, sıradan şeyler bunlar artık. Ha ama şöyle azıcık medyatiğinden kışkırtmalara da tav olmuyor değiliz arada sırada. Emir Kusturica olayı gibi mesela. Sen ayağa kalkılacak, ses yükseltilecek, yumruk sallanacak yerde kılını kıpırdatma, omuz salla geç, şişirme iftiralarla tu kaka edilen bir sanatçıyı bir de sen yerden yere vur.

Burada bu vesileyle, Micmacs gibi, Kusturica’nın filmlerini de izlemeyenlere izlemelerini öneriyorum ayrıca. İzleyenler de tekrar izleyebilirler.

 

Özgün içerik: C1A7E944029F04E00C47F8BA9D2ED28843A850F5

Her Şey Çok Güzel Olacak mı?

Son zamanlarda izlediğim en güzel film. Biraz tatlı, ekşi, buruk, acı her tadı buldum izlerken.

Cennet Batıda/ Eden A l’Ouest