Tek Kişiydim

Nereden bilmem, İznik’te çalışırken, akşamları göl kenarına yaptığım gezintiler geldi aklıma. Kaldığım yer yazlık sitede, şehrin biraz dışında, göle yakın bir evdi. Kış olduğu için neredeyse oturan kimse yoktu, bir kaç ev dışında. İyiden iyiye bahar gelip de havalar tam da şimdiki tadı vermeye başladığında, yalnız kaldığım o evden, yine yalnız başıma sahilde dolaşmaya giderdim. İskeleler vardı, göle daldıkça zifirileşen. Orada oturur konuşurdum. Sonra sakin, dönerdim küçük soğuk evime.

Bir de işe bisikletle gidip gelirken, caddede trafiğin gürültüsüne de güvenip, aldırmadan şarkı söylerdim. Meyve ağaçları olurdu yol kenarlarında, yeni çiçek açmış. Eve yaklaştıkça mesud olur, şayet işe yaklaşıyorsam geri dönüp bir tur daha atmak isterdim.

En çok da bunu söylemeyi severdim:

Çağrışım Evreni

müzik
düş
uyku
gece
sabah
kahvaltı
kahve
fındıklı
tramvay
uyku
pencere
yağmur
soğuk
battaniye
kırmızı
mis
koku
çirkin
yalnız
sıkkın
güneş
deniz
gümüşlük
mutluluk :)
özlem
eylül
tatil
mavi
yeşil
bisiklet
yol
dönüş
istanbul
kış

sıkıntı
müzik

Syd ve Evren

Ne söz vermişim be! Bir önceki yazımda, Syd’den bahsedeceğimi söylemişim. Üzerime bir ağırlı çöktü ki sormayın. Başka bir şey de yazamıyorum sırf söz verdim diye. İlle de Syd’den bahsedeceğim. O kadar da zaman geçti üzerinden ne diye dert ediyorsam… Ne var bu kadar Syd’le ilgili bahsedecek onu da anlasam iyi. Ama Syd işte. Kediş gibi bir şey. Onu anlamak için yaşamanız lazım. Bakın yine Kediş’ten bahsettim. Halbu ki Kediş blogu ele geçirmesin diye konuyu değiştirmek istemiştim. Bu yazı da sırf öyle çıktı ortaya. Aslında üzerime ağırlık çöktüğü falan yok. En azından bu sebepten değil.
Syd benim bisikletim. Evet bisikletim. Bisiklete isim konulur mu demeyin. Aramızda özel bir bağ olduğunu söyleyebilirim. Onunla, her gün işe gidip döndüğüm zamanlarda yol boyunca hep konuşurduk. Ona bir isim koyma fikri buradan doğdu. Tanıştıktan hemen sonra ismini unutup, sonra da “tekrar sorsam salak durumuna düşer miyim” diye düşünüp, sohbete devam ettiğim insanlar olmuştur tabi. Hatta yıllarca ilişkimi böyle sürdürdüğüm de olmadı değil. Ama gel gelelim Syd’e bunu yapamazdım. O ki benim kahrımı çekecekti o tozlu topraklı gurbet yollarında.
İşte böyle. Syd’in hikayesi bu. Ondan daha fazla bahsetmeyeceğim. Sırf söz verdim diye anlattım. Ama maceralarımız devam ediyor.