Bahar Aşkları

Bizim buralarda

Bu aralar

Kediler ince hastalığa tutuldu.

Aşka yanmışlar, kolay mı?

Şunun şurasında bir ay ya var ya yok

Aşk uçup gidecek

Öksürük kalacak geriye.

Bahar geçer de aşk kalır mı?

O anca şiirlerde.

Değdi mi sarman

Ciğerlerini paralamaya?

Şimdi karın tokluğuna

Bir lokma ekmek için bile

Çıkmıyor sesin

“Miyav miyav” diye.

Nazlı yine salınıyor

Karnında “beşi bir yerde”.

Reklamlar

Kedi

Kediler bana göre eşsiz yaratıklar. Kendilerini her yere yakıştırabilme yetenekleri var. En hoşuma giden de mağaza vitrinlerinde takılanlar. Bir de sahaf dükkanlarında kitapların üzerinde uyuyanlar var ki hiç lafım yok onlara. Nefis… Eğitilmemiş olanları makbul, ki pek de fırsat vermez eğitilmeye. Demek istediğim şartlanmamış, koşullanmamış, huyu suyu, yaradılışı neyse öyle, bildiğin kedi yani.
Kedi olmak istiyorum demiştim daha önce. Evet hala istiyorum. Kedi gibi teklifsiz, hesapsız, sadece gelip kucağına kıvrılıp mırmırlanma hakkımı kullanmak istiyorum. Azıcık okşanıp, kaşınıp sonra yoluma gitmek… Aynı kedi gibi, bir şey borçlu olmadan, sıkılmadan, utanmadan biraz sevgi alıp vermek. Hesapsız…

Miskin

Cılız bahar ışığı,
Uzatmalı bir kış serinliği…
Ve bir kedi
Yağmura yakalanmış,
Yalanıyor durmadan.
Kedi mızmız,
Ben miskin
Bir o bana bakıyor
Bir ben ona bakıyorum.
Yakalarsa hep bir şeyler istiyor.
Ben yine bakıyorum.

Kediş Blogu Ele Geçirmek Üzere

Kediş beni yolda karşılıyor habire. Deli midir nedir, hep benden medet umuyor. Dışarı atmışlar yine geçen gün, beni görünce yolda baktı şöyle bir uzaktan, “Kediş!” dedim yanıma geldi. Bir iki sevdim şımardı hemen; yerlerde debeleniyor görseniz… Merdivenlerden çıkarken de ayağı takıldı basamağa, nasıl heyecan yaptı, nasıl. Aklı sıra benden önce kapıya dayanıp hemen içeri kaçacak. Yaptı da. Eh, her zamanki hali. Biz onu öyle seviyoruz zaten.
Düşündüm de, meçhul okuyucularıma kedişin maceralarını anlatmaya devam edeceksem, aslında blogun adını Evren Öyküleri değil Kediş Öyküleri koymalıymışım. Hımm, yok olmaz. Kediş’te anlatacak öykü çok tabi ama burayı ele geçirmesine de izin veremem.
Bir dahaki sefere de Syd’den bahsederim. Syd kim mi? Çok yakında…