Bizim Fikret’imiz

Başka ülkelerin de bir Fikret Kızılok’u var mıdır acaba? Bizim bilmediğimiz dillerde şarkılar söyleyen, belki duyup da anlayamadığımız. Bizim için Fikret Kızılok neyse onlar için de öyle olan birisi kimdir acaba, bilen var mı? Bizim Fikret’imiz olmasa nice olurduk merak etmediniz mi hiç? Bu akşam şarkıları… Kim yazar söylerdi, kim dinletirdi?…

 

Reklamlar

Alıntının Âlâsı

Ne demiştim ben?

“Peki o zaman neden yazıyoruz?”

Bir de şunu eklemiştim: “Okuduğumuz, altını çizdiğimiz, çok beğenip kesip başucumuza koyduğumuz o yazıları alıp yazıverelim; falanca yazar, şair böyle böyle demiş ya, aha işte ben buna katılıyorum, ben de tam böyle düşünüyorum, bir şey demek istesem ya da yazmak istesem kesin böyle yazardım, çizerdim diyelim olsun bitsin.”

İşte şimdi tam buna karşılık, bir şey paylaşmak istedim. İşte bir garip hayatın özeti:

\”Fikret Kızılok, İnişlerim Çıkışlarım\”

Sözleri de alıntılayayım tam olsun.

İnişlerim çıkışlarım
O kendimden kaçışlarım
Gidişlerim dönüşlerim
İçimdeki sır o kısır döngülerim

Şarkılarım sancılarım
Kadınlarım hüsranlarım
Dostluklarım acılarım
İçtiğim su o pusu duruşlarım

Yarım kalan sevgilerim
Uyanmamış sabahlarım
Perdesiz gecelerim
Paramparça oluşlarım

Yalanlarım yanlışlarım
O arkamdan bakışlarım
Kendime geç kalışlarım
İçtiğim su o pusu duruşlarım

Yokuşlarım kalışlarım
Umutlarım kaygılarım
İnançlarım gözyaşlarım
Ben miyim bu şarkıdaki satırlarım?

Âlâ âlâ…

 

Deniz Kokusu

Bugün ilk defa, yaz mevsiminin üçte biri bitmek üzereyken, adanın ilk deniz kokusu geldi burnuma. Sanki bunun üzerine milyonlarca söylenebilecek şey varmış gibi bir his kapladı içimi. Ama yine daha önceden defalarca yazılmış, çizilmiş, söylenmiş bir konuya geldiğimi farkettim. Bunların en çok aklımda kalanı ve dibine kadar yaz, deniz, akdeniz kokanı da yine bir şarkı. Fikret Babacığım ve Bülent Amcacığım’dan: Deniz Kokusu.

Deniz kokusu getiriyorum

Nem sinmiş tuzlu bedenime

Sabah ayazından, gözlerim kıpkırmızı.

Bir şarkı tutturmuşum rastgele

Durduramıyorum.

Deniz kokusu getiriyorum.

Karlı dağların ötesi

Özgürlük

Gibi deniz

İşte Akdeniz!

Uçarı bir hafiflik

Uçuşuyor başımda.

İnanamıyorum.

Yarım gün uzakta, Ankara

Sokaklarında uslu kentliyi oynamak için

Yine gazeteleri okumak

Yine gece bıkkınlığı

Yine sabah telaşlarına alışmak için

Deniz kokusu getiriyorum.

Güneş kavurmuş tenimi

Bir sevişme sonrası gibi

Neden umursamaz ve yalınım

Hiç bilemiyorum.

Sakın Üzülme Yavrum

“yaşlı gözlerle bana gelip sakın üzülme yavrum
böyle büyür insanlar ağlamak çare değil
zaman değirmenini durdurmak kolay değil”

……

Fikret babacığım, bayılıyorum bu şarkıya! Ama iyi güzel söylüyorsun da benim yine de her dinlediğimde burnumun direği sızlıyor, şöyle bir şey oturup kalıyor boğazımda, üzülme ağlama desen de. Ne güzel bir miras bu bir babadan yavrusuna. Tabi bu şarkı yalnızca Fikret Kızılok’un oğluna bir öğüdü değil, üzerimize alınabiliriz rahatlıkla…