Bugün

Bugün güneşi gördüm

Hayalimde.

Yağmur

Alay eder gibi benimle

Çatıda tıpırdadıkça tıpırdadı.

Hiç durmamacasına

Yağdı yağdı yağdı.

Bugün buruşuk içim;

Biraz da kırışık.

Ama dışım

Gergin.

Bugün yine tükettim

Bolca

Bir şundan bir bundan.

Ama bir şey üretmedim

Görünürde.

Fikir ürettim,

Sonra unuttum.

Bugün aklım dünkü gibi

Başucumdaki kitapta.

Alıp okumaya içim el vermiyor.

Hissettim çünkü

Acıklı bir son bekliyor gibi.

Bugün anladım

Stres başa bela.

Lafta değil, gerçekten.

Baş ağrısı yapıyor.

Hatta enseden enseden,

Kendine has bir ağrı.

İnsan ondan dengeyi tutturamıyor herhalde

Stresliyken.

Bugün üşüdüm.

Üşümedim dedim ama yalan.

Direnmek faydasız bazı şeylere.

Soğuğa mesela.

Şakası yok.

Bugün tam bir sonbahar

Sonbaharın ortası.

Belki de sebebi bu

Hevesimi kırmaya çalışıyor

Kararsız güz havası.

Kendi karasız ya

Aklımı çelecek

Aklınca.

Bugün aynı dün gibi

Ve yarın gibi.

Yarınsa

Kopyala yapıştır, kopyala yapıştır.

Hayat bu.

Satırı geniş tutmak lazım

Biraz eğlence istiyorsak.

Bugün bitmek üzere.

Özgün içerik: 14342CEC1746F8BD5C540CB04D6EF69FE3B7892C

Reklamlar

Yorgana Methiye

İşte o an

Dün 2010-2011 kış sezonunun ilk yorganlı gecesini açtım. Henüz sonbahardayız demeyin, soğuklar zaten Eylül 1 dedi kendini gösterdi. Hem zorlaya zorlaya yatıyordum pikeyle. Sonra üstüne çaktırmadan bir de battaniye çektim. Ve en sonunda canım yorganıma kavuştum.

Canım yorganım evet. Ama bu, kış mevsimini özlediğim anlamına gelmiyor. Yorganımı seviyorum çünkü onun içine sokulup, gömülüp uyumaya bayılıyorum. Çoğu insan evladı gibi… Hatta çoğu miskin insan evladı gibi… Öyle çok çok miskin sayılmam ama şöyle pofuduk bir yorganın hakkını verecek kadar da miskinlik var kanımda.

Sabahları alarmdan önce uyanıp, saatin daha erken olduğunu farkedince, onun içine geri dönmek gibisi yoktur. Buna katılmayacak bir kimse tanımıyorum. Hele bir de kışsa, hele bir de yağmur yağıyorsa!.. Hele bir de perdeyi aralayıp, yatağa geri dönüp, suratın bir kısmı dışarıda kalacak şekilde yorganın içine gömülüp dışarıyı seyrede seyrede uyuklamak var ki işte buna limitleri zorlamak denir.

Eskiden, yani küçükken kış akşamlarında yatağıma yattıktan sonra annemi yanıma çağırır ve “sırtımı zırt zırtlar mısın” derdim. Evet “zırt zırtlamak”. Bu zırt zırtlamak, yorganın sırtımıza gelen kısmının, sırtla yatak arasına ittiriverilmesi demek oluyor. Sırtımız zırt zırtlanınca sanki o yorganın ısıtma katsayısı daha da mı artıyordu ne? Ama herhalde kendimi kundaklanmış, sarılıp sarmalanmış halde daha bir güvende hissediyordum.

Bir zaman da evde uyku tulumuyla uyuma sevdasına tutulmuştum. İçine girip çıkması biraz zahmetli oluyordu ama her koşulda yeterli konforu ve miskinlik için gereken altyapıyı sağlıyordu.

Sonbahar kış aylarında evimizin en güzel köşesi yatağımız ve yorganımızın olduğu köşedir. Normalde dünyadaki yerçekimi neyse, yatağın kara sahanlığına yaklaştıkça bu üç beş misli artar. Burası bazen en güvenli sığınağımızdır. Bazen de esir alır, bırakmaz.

Yavaş yavaş kara kışa yaklaştığımız şu günlerde, herkesin hiç olmazsa bir dört duvarı ve pofuduk yorganlı bir yatağı olması dileğiyle. Ve tabi sırtını zırt zırtlayacak bir el…

Göğün Yüzü Gülecek

Bugün göğün de yüzü asık

Gözü yaşlı.

Nedenli nedensiz bir sıkıntı,

Bir içi içine sığamamazlık hali.

Havadan mı geliyor bu tedirginlik?

Yoksa içimizi mi okuyor, ondan mı huzursuzluğu onun da?

Sudan bir alacağı vardı,

Onu aldı.

Şimdi gözyaşıyla diyetini veriyor gibi.

Ama elbet yağmur diner.

Ve hani ardından da içimizi ısıtan

Sakin bir toprak kokusu olur ya.

İşte öyle olacak.

Herşey yerli yerini bulacak.

Onlar huzur içinde olacak.

Bizse yine huzuru arayacağız

Her taşın altında, her kıyıda, her fırtınada.

Sonra bir gün, göğün de yüzü gülecek.

 

Özgün içerik: 508E54827D2D7CD49069EEBA92A3FDCE1BF261E2

Uyandığımda Yağmur Yağmıştı

Taaa yıllar önce merak sarıp da yazmaya başladığım, içinde başka bir metin gizli yazılarımdan bazılarını burada yazmaya karar verdim. Eğlenceli şeylerdi, tabi okuyanın da şifreyi çözüp gizli metni bulması daha da eğlenceli olsa gerek. Gizli yazı çeşitli edebiyat eserlerinden alıntılar aslında ve metin etiketleri de alıntıların nereden olduğuyla ilgili ipucu içeriyor. İşte başlıyor:

Güvertede oturmuş bütün o gereksiz düşünceleri denize savuruyordu kovalar yardımıyla. Gizlenmiş olan o korkunç hayaller hayat kadar gerçekti. Yaşamın bu uzun, serüven dolu yollarında zaman akıp gidiyordu. Az kalmıştı.

Bir gece tümünü düşümde gördüm. Göz çukurları çiy doluydu. Bu kabus ile daha fazla yaşayamazdım. Doluydular çiyden bir gölle ve kabus bitip de uykudan uyandığımda üzerime boşalıyordu yaşlı yağmur damlaları. Sonuna kadar yağmıştı. Ama henüz bitmemişti.

 

Özgün içerik: E55A518BA8C7FBDE94F92722097D78717C465F16

Miskin

Cılız bahar ışığı,
Uzatmalı bir kış serinliği…
Ve bir kedi
Yağmura yakalanmış,
Yalanıyor durmadan.
Kedi mızmız,
Ben miskin
Bir o bana bakıyor
Bir ben ona bakıyorum.
Yakalarsa hep bir şeyler istiyor.
Ben yine bakıyorum.

Ada

Beni tanıyanlar bilir ada deyince nasıl tüylerim ters dönüyor. Şimdi de o anlardan birindeyim. Vapuru kaçırdım. İşte bir ada klasiği. Tabi bu kez benim de hatam var inkar edemem. Bugünün pazar olduğunu unutup normal tarifeye göe hareket edince göz göre göre vapuru kaçırdım. Ama sorun o değil. Sorun bir sonraki vapurun iki buçuk saat sonra olması.
Önce sinirlendim. Sonra deli gibi dolaşırken ortalıkta, bu arada eve mi gitsem yoksa buralarda mı oyalansam diye de düşünürken, bir arkadaşıma rastladım ve benimle dalga geçmesine izin verdim. Ardından bakkala gittim. Bakkal Battal Amca’ya… Bir sürü abur cubur aldım, çikolata falan -sinirliyim ya. Sonra hem onları yemek hem de film izlemek için uygun bir yer aradım kendime. Parkta bir banka oturdum. Yağmur başladı. Ordan kalktım iskeleye geldim. Aburcuburlara yumuldum. Ücretsiz internet varmış yaşasın! Film sonraya kaldı. Film dediğim X Files. Tamam çok retro kaçabilir kimilerine ama eh eski takipçilerindeniz. Son sezonları kaçırmıştım. Tam da heyecanlı bir bölümde kaldım 9. sezonda. Hani şu “to be continued” diye bitenlerden. Öyle böyle değil yani. Neyse bedava interneti görünce X Files izlemekten vazgeçtim. Tabi oyalanınca da servis süresi dolmuş bağlantının. Allahın adası işte. Beleş dediği bu kadar olur. Ee n’oldu, hem vapuru kaçırdım hem X Files’ı hem de bir sürü aburcubur yedim üstüne. Ve hala vapur bekliyorum.
Ada ada dediğiniz batsın yerin dibine. Çakma internetini de alsın başına çalsın ttnet. Şarjım da bitiyor…